Ufacık fikirlerim vardı benim, o fikirlerin başında inançlarımla ilgili bir iki laf söylemiştim, özgür bir ülkede yaşadığımı sanarak, öğrendim sonra, bu ülke henüz özgür değil.
Çok dikkat etmiştim oysa, kimsenin inançlarına veya yaşayış biçimlerine laf söylememeye, tek derdim, tek söylemek istediğim, bir kişinin diğerinin hayat tarzına ve inançlarına saygı duyması gerektiğini dile getirmekti.
Bunu da çok değişik bir yöntemle, içinde bulunduğum ufak bir lise çevresindeki olayları dile getirerek yapıyordum hani, öyle ülkenin sorunlarına filan girmemiştim. Belki, o anın plansız oluşundan, iki-üç küfrettim, rahatladım sonucunda ama her zaman olduğu gibi yanlış anlaşıldım.
Tehditler yağdı bana, beni bırak, anneciğime, beni bu dünyaya getiren, özgür ve herkese saygılı oluşumu borçlu olduğum insana tehditler geldi. Sonradan öğrendim ki bu toplumda oğlanın yaptığı anasından çıkarmışmış.
Ben zaten ısınamadım bu topluma, içinde büyüdüğüm ve bu güne kadar hiç dışına çıkmadığım bu topluma! Şimdi siz bana bunu da yaptınız ya, ben halen sizin her şeyinize saygı duyuyorum ya, tek bir nedeni var: umut. Ben, bu toplumdaki ışığın, karanlığı bastırdığı günü umut ediyorum usulca.
Şöyle bir okudum yazdıklarımı, izledim tekrar o saçma video’yu (evet, saçma, hiç bir mantığı olmayan, sinir anında yapılmış bir video işte!), ve farkettim: tüm bu olay, beni geliştirdi. Artık aynı adam değilim ben, bu toplumun pisliğine şahit oldum ben. Mutludur umarım, asan kesenler. Ha birde, o çok sevdikleri ve savundukları (!) inanç diyor ki, asamaz-kesemezsin, saygı duymalısın, sen sadece tanıtırsın; seçim herkesin kendine aittir. Ha bunu da bir not etsin onlar.
İşte o güne kadar bu ufak fikirleri dile getirdiğim video’nun kendimle ilgili olan bölümünü çıkararak, küfürleri çıkarak düzenlemiş versiyonunu sunuyorum size.
Blog’u uzun zamandır güncellemediğimi farkettim ve nedenlerini düşündüm. Aklıma gelen fikirleri birleştirerek benim yazmak ile ilgili bir sorunum olduğunu farkettim, yazmayı sevmiyorum. Ancak konuşmayı çok seviyorum, işte bu yüzden, artık video blog tutuyorum.
Ve bu ilk video’m.
Yeni Konsept: DownloadMerhabalar tekrar, blog serüvenimin ikinci yazısına hoş geldiniz.
Şimdi ben bir blog yazarı, bir öğrenci ve bir web geliştiricisiyim değil mi?
Evet. Ama ben aynı zamanda bir müşteriyim. Ve bu ülkedeki her müşteri gibi bir çok markadan (şirketten) şikayetçiyim.
Düşündüm ki, blog benim sesimi duyurabileceğim en mükemmel mekan. E o zaman ne duruyorum? Bir yazı dizisi bu, canımı yakan şirketler hakkında saydıracağım bir yazı dizisi hemde.
Bu yazı dizisine Toshiba Türkiye (TNB Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri A.Ş.) ile başlamasam olmazdı.
Her halde bu güne kadar en sinir olduğum şirket TNB’dir. Ve bu nedenden asla alışveriş yapmacağım şirketler listesinin en tepesinde konumlanıyor.
Peki ne yaptı bu şirket bana?
ben Fırat Batuhan İçöz. 21 Haziran 1995′de Bursa/Türkiye’de doğdum.
Lise öğrencisiyim ayrıca video blog tutuyor, amatörce fotoğraf çekiyorum.
Kendimi anlatmam gerekirse bunu başaramam ama arkadaşlarımın beni nasıl tanımladığını kısaca söyleyebilirim, "deli", "sorumsuz" ve "kafir" aklıma ilk gelenler.
Peki bu video blog üzerinden ne yapıyorum? Günlük yaşamımda gözlemlediğim olayları paylaşıyorum.